MESNEVİ'DEN SEÇMELER
9/11/2009 · Kategori: SIZIN I_IN SE_TIKLERIM
Hikayemizin adı: Nohut
Tencerdeki nohuta bak ateşten canı yanınca nasıl yukarı doğru sıçramaya başlar. Tencere kaynamaya başlayınca nohut, yukarılara doğru sıçramaya, yüzlerce coşkunluk göstermeye koyulur? Niçin beni ateşe salıyosun? Madem beni satın aldın, ne diye bu hallere uğratıyor, benim canımı yakıyor, beni hor görüyorsun? der. Evin hanımı da nohuta kepçe ile vurarak der ki: Hayır, iyice kayna, piş de ateşten sıçrayıp da kaçmaya kalkışma. Ben seni hor gördüğümden, istemediğimden, sevmediğimden ötürü kaynatmıyorum. Bir tat, bir lezzet elde edesin gıda haline gelesin , cana karışasın diye kaynatıyorum.Yoksa seni mihnetlere salmak, seni horlamak için değil.
Sen bostandan su içtin, yeşerdin, tazeleştin. İşte senin o suları içmen bu ateşe düşmene sebep oldu. Çünkü o su bu ateş içindi.Bir müddet yedin, içtin, kendini besledin. Şimdi sevgi ateşi yeme ve içme ile elde edilen semizliği, hamlığı senden gidermeye çalışıyor.
Allahın rahmeti, kahrını ve öfkesini geçmiştir. Bu yüzden de birisini imtihan etmesi, belalara uğratması rahmetindendir. Çünkü onun kahrında gizli bir lütuf vardır.
Var oluşumuz sağlansın, varlık sermayesi elde edilsin diye, rahmeti kahrından ileridir, üstündür.
Mesnevi'de yer alan bu hikayeler benim ruhuma dokunup başka diyarlara götürüyor, hayata farklı açılardan, farklı pencerelerden daha geniş bakmama vesile oluyor. Okuyunca paylaşmadan edemedim. Umarım bizlerde o nohut tanesinin serzenişinden nasibimizi alırız. ve hayatta karşılaştığımız zorluklara şikayet ederek değil, lütfunda hoş, kahrında hoş deyip kucaklayabiliriz. Sevgiler....